1971 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1971 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Kasım 2011 Salı

Kaçaklar



Klasik sahne bölümüne Yılmaz Güney’in 1971 tarihli Kaçaklar filmi ile başlıyoruz. Filmde eskiden bıçkın bir kabadayı olan Osman (Yılmaz Güney) şimdilerde kendisine büyük iyiliği dokunmuş Arnavut Bektaş'ın (Mehmet Büyükgüngör) fedailiğini yapmaktadır. Arnavut Bektaş, kendisine kumar borcu bulunan Mümtaz’ın (Mümtaz Ener) bu borcu ödeyememesi üzerine kızı Elif’i (Fatma Karanfil) kaçırmaya karar verir. Bu kaçırma işi için de Osman'ı görevlendirir. Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Kızın masumane duyguları, arkadaşlık, fedakarlıklar ve en önemlisi şerefi ve onuru için bu işi bozar Osman. Babası gibi sevdiği kişiyi karşısına alır. Düşman olurlar birbirlerine.

Paylaşmış olduğum sahne ise bu hareketli filmin belki de en naif ve yumuşak sahnelerinden biri. Elif’in gecenin bir yarısında Osman’a aşkın tarifini sorduğu bu sahnede kanımca Fatma Karanfil’in sempatikliği Yılmaz Güney’in karizmasının çok üstüne çıkıyor.


yazan:faust116

28 Mart 2009 Cumartesi

She Killed in Ecstasy

inceleme
Kısa bir aranın ardından ‘kadın intikam’ filmlerine kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu sefer ele alacağımız film, Jesus Franco’nun 1971 tarihli filmi She Killed in Ecstasy. Bu film, yönetmenin 1966 yılında çektiği Miss Muerte ile nerdeyse aynı konuyu işliyor. Elbette yüzün üzerinde film çekmiş bir yönetmenin, her filminin farklı olması beklenemez. Dönem dönem aynı temaları, farklı karakter ve hikayeler ile tekrar çektiği olmuştur. Bir çok kötü filmi bulunsa da, She Killed in Ecstasy, Miss Muerte ve Vampirous Lesbos gibi kült sayılabilecek filmlere de imza atmıştır.

Vampirous Lesbos

Filmlerinde genelde oryantalist bir uslup kullanan yönetmenin, bu filmi de çok farklı değil. İnsanı hipnotize eden ve nerdeyse hiç susmayan müzik, naturalasit bir kadın çıplaklığı ve akdenize özgü egzotik mekanlar; Franco filmlerinin genel tematik araçlarını oluşturur. B filmlerinde görmeye alışık olmadığımız bir zerafet söz konusudur filmlerinde. She Killed in Ecstasy, her ne kadar trash sinema tarzına yakın olsa da, Vampiros Lesbos, aşırı oryantalist tarzıyla trash sinemaya çok da yakın sayılmaz. Gerçi Franco’nun filmlerini b film ya da trash olarak görmek, çok da doğru bir bakış açısı olmaz. Yönetmenin yaptığı daha çok kendine özgü bir janr oluşturmak. Filmlerinin kötü bulunmasın da, kuşkusuz bu kendine has, orjinal uslubunun büyük payı var. She Killed in Ecstasy’da yönetmen yine kendine has uslubunu sıkça ortaya koysa da, genel anlamda b film janr’ına daha yakın duran bir film. Bu yönüyle de diğer filmlerine nazaran daha öne çıkan bir yapım.